İletişim iki kişi arasındaki mesaj alışverişidir. Alışveriş bildiğiniz gibi iki yönlüdür.Her konuşma iletişim değildir.Örneğin; anne-babalar çocuklarına emirler verip onların bu emirler karşısındaki tepki ve davranışlarıyla ilgilenmezlerse burada bir iletişim olmaz.Gerçek bir iletişimin içinde konuşulanları anlama ve düşünülenleri söyleme vardır.Çocuğun ,ailesindeki kişilerle kurduğu sağlıklı iletişim, onun ,gelecekteki arkadaşları,öğretmenleri ve diğer yetişkinlerle iletişimini kolaylaştırır.Bu noktada ailelere çok iş düşüyor.
Çocukla konuşmak deyince çoğu yetişkinin aklına çocuğa bir şeyler söylemek, anlatmak, hatta söz dinletmek gelir.Oysa karşılıklı konuşmanın en önemli tarafı çocuğu dinlemektir.Dinleme ve anlama ,karşılıklı konuşmanın ayrılmaz parçasıdır.
ÇOCUĞU DİNLEMEK
Birçok anne-baba çocuklarla iletişim kurmada ve onların sorunlarına çözüm getirmede esas görevlerinin, onlarla konuşmak, öğüt vermek,öneride bulunmak olduğunu zannederler.Oysa çocuğun sorunlarını çözmede gerekli olan,uygun ortamı sağlamak ve onu dinlemektir.Dinlemek ,çocuğun gelecekte de sağlıklı bir iletişim kurabilmesini,kendisi hakkında olumlu duygulara sahip olmasını,kendisine değer verildiğini hissetmesini,kendine saygısını ve problem çözme davranışını geliştirir.Çocukla sağlıklı bir iletişim kurmak için ,onlarla rahatlıkla konuşabilecekleri bir ortam sağlanmalı,eğer ortada bir problem varsa ,o problemin ,öncelikle kime ait olduğu bulunmalıdır.Eğer problem çocukta ise,öncelikle anne-baba,çocuğa ,duygu ve düşüncelerini açıklaması için konuşma fırsatı vermeli,onu dinlemelidir.Dinleme,çocuğa,anne-baba tarafından önemsendiğini gösterir,değer verildiğini hissettirir.
İyi bir dinleyici olmak için; çocuğu dinlerken rahat bir şekilde oturulmalıdır. Rahat bir oturuş çocuğu dinlemeyi kolaylaştırır.Çocukla konuşurken,göz teması kurmak önemlidir.Bunu için,ya çocuğun boyunun hizasına gelmek için diz çökmeli,ya da çocuk kucağa alınmalıdır.Göz teması çocuğa duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı gösterir.Göz teması donuk bir şekilde olmamalıdır.Konuşurken ,çocuğun ,aynı zamanda ses tonuna,yüz ifadelerine ve bakışlarını kaçırıp kaçırmadığına dikkat edilmeli,davranışları ile söylediklerinin tutarlı olup olmadığına bakılmalıdır.İyi bir dinleyici olmak için,karşımızdaki kişinin yüzünü,elini kolunu,yani bedenini de duymamız gerekir.Çocuk,kendisine yakın duran,yüzüne bakan kişiye daha çok güven,yakınlık ve konuşma isteği duyar.Bir şey anlatırken “tamam,sen anlat ben dinliyorum” diyen ve bu arada yemekle uğraşan bir anneye anlatma ihtiyacı duymaz.
Dinleme sırasında,çocuğun sözünü kesmeden,çocuk durakladığında ” evet anlıyorum…. gibi sözlü belirtiler ya da gülümseme, baş sallama gibi sözsüz belirtiler yapılmalıdır.
Tüm bu belirtiler, çocuğun anlattığı problemi, sorduğu soruları duyduğumuzu,onu önemsediğimizi ve değer verdiğimizi çocuğa hissettirir.Bunu hisseden çocuk, rahatlıkla sizinle iletişim kurar.
Çocuğu dinlerken sessiz olunmalı, zaman zaman duraklamalarda söz karışılmalıdır. Sessizliğin faydasına gelince; konuşan kişiye, konuştukları hakkında düşünme,daha fazla açıklama ve olaya daha dikkatli bakma olanağı kazandırır,kişiyi aynı zamanda rahatlatır.”Ayşe’nin benim için çok iyi bir arkadaş olduğunu düşünmüyorum artık” diyen bir çocuğun sözünü keserek “Ben sana söylemiştim,Ayşe’nin iyi bir arkadaş olmadığını,artık kendine yeni bir arkadaş bulmalısın” demek,o çocuk için gereken sessizliği sağlamaz.Çocuk düşüncelerini tam olarak söyleyemez,kendisini rahatsız hisseder.
Tam bir sessizlik iyi değildir. Çocuk konuşurken,”hımm, evet anlıyorum”gibi sözler,duraklama ve yüz ifadeleri sessiz kalmayı tamamlar,çocuğa önemsendiğini gösterir.Bu tepkiler olmazsa ,çocuk karşısındaki kişinin onu dinlemediğini düşünür. ÇOCUĞU DİNLEMENİN YARARLARI
-Çocuğun kelime dağarcığı zenginleşir, konuşma yeteneği gelişir, kendi duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade eder.
-Çocuğun içine kapanması, ağlaması, saldırgan davranması yerine kendini sözle anlatarak rahatlamasını sağlar. Bu ,çocuğun toplumsal yaşama uyumunu kolaylaştırır.
- Doğru anlaşıldığını hisseden çocuk, kendini daha huzurlu ve rahat hisseder. Bunun sonucunda çocuğun kendine güveni artar, duygusal ve sosyal yönü gelir.
- Başkaları tarafından dinlenen çocuk da başkalarını kolaylıkla dinler.
- Aile içi ve diğer ilişki kurduğu insanlarla sağlıklı bir iletişim içine girmesini sağlar.
Aşağıda etkili dinlemeye örnek verilmiştir:
- ÇOCUK: Okuldan nefret ediyorum. Keşke okula gitmek zorunda olmasaydım.
-YETİŞKİN: İşlerin yolunda gitmediği görülüyor. Başka şeyler yapmak istiyorsun.(Etkili dinleme,yerine koyma) İLETİŞİMDE İFADE HATALARI SEN DİLİ: Anne-baba ve çocuk arasındaki anlaşmazlıklar , çocuğun yaptığı olumsuz davranışlar sonucu oluşur.Çocuğun olumsuz davranışları ya da sözleri anne-babada hoşnutsuzluk,kızgınlık gibi duygular yaratabilir.Bu duygular karşısında tepkilerini genellikle aniden ve sözel olarak şöyle ifade ederler:”Ne laf anlamaz çocuksun.Sana bin kere tembih ettim.Neden dikkat etmiyorsun?gibi.Buradaki ifade tarzı ,çocuğa yönelik SEN mesajı,SEN kelimesi,SEN dilidir.Bu ifade, fiziksel cezalardan daha olumsuz etki yapar.Sen dili, kızgınlığın gerçek nedenini açıklamaz.Bu nedenle çocuk anne-babasının neden kızdığını anlayamaz.Ancak çocuk,”Benim annem her şeye kızar”,der.Sen dili ile gönderilen kızgınlık ifadeleri ,davranışa değil,kişiye yönelik açık saldırıdır.Kızgınlığın kişiye yönelik olması çocuğu sarsar ,gücendirir,kızdırır,onun karşılık vermesine yol açar.Zamanla çocuk içine kapanır,iletişimini keser”.Çocuk sevilmediğini düşünebilir.Onuru kırılan çocuk ,”Ama siz de hatalı davranıyorsunuz,”diyerek karşılık vermeye başlar.Böylece çocuk da kızgınlık duygularını sen dili ile ifade etmeyi öğrenir.Bu durumda anne-babalar çocuğa daha fazla ceza vermeye başlarlar. BEN DİLİ: Ben dili ,anne-babanın ,olumsuz davranış sırasında yaşamakta olduğu olumsuz etki ve duyguları açıklayan dürüst ve sorumlu bir kızgınlık ifadesidir. ÖRNEK: Ziyaretine gitmediğimiz bir büyüğümüz “Şimdiki nesil artık böyle ,büyüklerini asla umursamazlar,ne zamandır ziyaretime gelmiyorsunuz,biliyor musun?” gibi suçlayıcı sen dili yerine “Uzun zamandır seni görmediğim için özlemiştim ,seni gördüğüme sevindim,keşke sık sık gelebilsen!” gibi gerçek duyguları anlatan bir ben dili mesajı bizi o anda savunmaya geçmekten alıkoyduğu gibi ziyaretlerimizi daha sık ve daha istekli yapmamızı sağlar.Ben dili ile konuşmak duygu ve düşünceleri anında ilettiği için kullanan kişiyi rahatlatır. ÖRNEK:Neden böyle yaptın? yerine;
“Bu davranışına çok üzüldüm”(kızgınlık ve öfke gibi birikimleri önler).Duyguların açıklanması çok önemlidir.Çünkü düşünceler,zevkler değişse de duygular aynıdır.Çocukların duyguları daha yoğun olduğundan ,duyguların ifade edilmesi onların,durumu daha iyi anlayabilmelerine ,kendilerini anne veya babanın yerine koymalarına ve onlardaki etkiyi fark ederek davranışlarını onlar için değiştirmek isterler.Böylece çocuk anne-babaya yardımcı olmak için değişebilir.
Kaynak:Rehberlik.com
4-5 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
ALGIDA GELİŞİM:
4-5 yaşındaki çocuklar dünyayla,neyin neden olduğuyla ilgili çok fazla soru sorar.Bazen bunlar, utandırıcı ve cevaplanması güç sorular olabilir.Özellikle ölüm ve cinsellik konusunda meraklı olurlar.Bu tür sorulara olabildiğince açık ve basit bir şekilde cevap verin.Sordukları şeyin ötesindeki şeyleri anlatmanıza hiç gerek yok.
Ailenizin inançlarından bahsederken farklı inançlardan da bahsedin.İnsanların değişik inançları ve değerleri olmasının normal olduğunu ve farklılıkların zenginlik olarak algılanması gerektiğini belirtin.
* 4-5 yaşındaki çocuklar genelde arka arkaya söylenen basit cümleleri anlayabilirler.Örneğin:Bir bardak su al,onu babana götür,sonra bardağı masanın üstüne koy.
*Sayıları anlamlandırmaya,20’ye kadar saymaya ,objeleri ve canlıları sınıflandırmaya başlarlar.
*Hayvanlar,renkler ve şekiller onlar için anlamlı hale gelir.
*En az dört rengi ismiyle tanırlar.
*Ağırlıkları,boyları karşılaştırmaya başlarlar.-İsimlerine bakarak kopyalamaya ,kafası,boynu,bacakları ve kolları olan insanlar çizmeye başlarlar.
*Gündüz ve geceyi ayırabilirler.
*Düzgün bir şekilde kalem tutabilir,geometrik cisimleri çizebilir ve kağıt kesebilirler.
*Sıkça gördükleri kelimeleri tanımaya başlarlar.
*5 yaşına doğru ,öğretilmişse isimlerini,yaşlarını ve adreslerini düzgün bir şekilde aktarabilirler. FİZİKSEL GELİŞİM:
4 Yaş çocuklarının duygusal gelişimlerinde çok rahat,korkak veya edilgen olma gibi bazı sorunları olsa da fiziksel gelişim konusunda kendilerine güvenirler.
Bu yaşlarda merdivenlere ve ağaçlara çıkabilir,fırlatma ,sektirme, tutma gibi top oyunları oynayabilirler.Parmak uçlarına basarak yürümeye,hızlı koşmaya ve küçük objelerin üzerinden atlamaya başlarlar.Kısa bir mesafeyi bir çizgi üzerinde gidebilir,üç tekerlekli bisiklete binebilir ve tek ayak üzerinde birkaç saniye durabilirler.Boncuklardan kolye yapmak,salıncakta sallanmak ve giyinmek kendi başlarına yapabilecekleri aktivitelerdendir.
Geceleri altlarına kaçırsalar bile gündüzleri tuvaletleri geldiğinde bunu söyleyebilir ve tek başlarına ihtiyaçlarını karşılayabilirler. KONUŞMA VE DİL GELİŞİMİ:
Çocuklar genelde muhteşem sohbet arkadaşlarıdır.Onlara önemli gelen bütün detayları konuşmaya bayılırlar.Çocuğunuz yaşamın bütün yönlerini anlamak ister ve konuşmak dünyayı anlamanın en iyi yollarından biridir.
Bu yaş grubundaki çocuklar ,tam cümlelerle düzgün bir şekilde konuşurlar,yine de bazı sesleri doğru çıkaramayabilirler.Anne-babayı çıldırtana kadar neden, ne zaman,nasıl diye sorabilir,duydukları bütün kelimelerin anlamlarını öğrenmek için uğraşırlar.Bir kısmı doğru,bir kısmı uydurma uzun öyküler anlatırlar.Şarkı ,tekerleme söylemek,duydukları şeyleri tekrar etmek gibi sevimli alışkanlıkları vardır.
ÇOCUĞUM BÜYÜYOR
Her anne-baba, çocuklarının gelişiminin normal olup olmadığı konusunda kaygı duymaktadır. Bunun için de izlenen yol, genellikle diğer çocuklarla kendi çocuklarını karşılamaktır. Fakat bu yöntem, anne–babaların kaygısını gidermemektedir. Çünkü başka çocuklarda gözlenen özellikler, kendi çocuklarınınkine benzemeyebilmektedir.
Gelişim anlam olarak basit olmakla birlikte, karmaşık yönü de bulunan bir kavramdır. Gelişimin karmaşık yönü, kişiden kişiye büyük farklılıklar göstermesi ve bu farklılıkları ifade eden özelliklerin de normallik sınırları içerisinde yer almasıdır.
Bazı durumlarda gelişim normal seyrini sürdürürken, zaman zaman bazı gelişim özelliklerinin durakladığı veya geri kaldığı gözlenmektedir.
Anne-babaların, gelişimin normal bir seyirde olup olmadığını izlemesi, hangi durumlarda nasıl bir tutum sergilemenin doğru olduğunu bilmesi ve çocuklarını tanıması çok önemlidir.
Her çocuk kendine özgü bir bireydir. Bu nedenle anne-babalar, çocuklar arasındaki farklılıkları etkileyen etmenleri ve çocukların hangi yaşlarda, ne tür davranışları göstermeleri gerektiğini bilmek durumundadır. Çünkü belirli bir yaşta normal olarak kabul edilen bir gelişim özelliği, başka bir yaşta görüldüğünde normal karşılanmayabilir. Çocuklardaki davranışların hangi yaşlarda doğal, hangi yaşlarda bir sorun olarak kabul edilmesi gerektiği, bunun nedenleri ve yapılması gerekenler konusunda, anne-babaların bilinçli olması çok önemlidir.
Bütün anne-babalar, çocukları ile ilgili olarak doğru olanı yapmak isterler. Fakat her zaman doğru olanı yapmak mümkün değildir. Burada önemli olan, anne-babanın doğru olanı bulma, öğrenme ve uygulama konusunda çaba harcamasıdır. Anne-babalar, çocuklarının eğitimi ile ilgili konularda sürekli olarak kendilerini sorgulamalıdır. Katı ve tutucu bir tavır geliştirmemeli, gerektiğinde esnek davranabilmeli ve birlikte ortak kararlar alarak uygulamalıdırlar.
Eğitim, anne-babaların çocuklarıyla ilişkilerinde iyi bir denge yakalayabilmesidir. Denge, her anne-baba ve her çocukla farklı boyutlarda kurulabilir. Anne-babaların iyi bir denge geliştirebilmeleri için, çocukların gelişim özelliklerini bilmeleri ve bu doğrultuda tutum sergilemeleri önemli bir noktadır.
Kaynak Kitap: Gelişimde 3-6 Yaş “Çocuğum Büyüyor” Yard. Doç. Dr.Adalet Kandır
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNE BAŞLAMAK İÇİN EN UYGUN YAŞ NEDİR?
Okul öncesi eğitim için hazır olma yaşı her çocuk için aynı değildir. Genel olarak anaokuluna başlama yaşının 2-4 yaş arası olduğunu söyleyebiliriz. Gelişimsel olarak bazı çocuklar 2 yaşında bazı çocuklar da 3-4 yaşında anaokuluna başlamak için hazır olabilmektedir. Annenin çalışması nedeniyle daha önceden anneden ayrı kalmaya alışık olan, ihtiyaçlarını konuşarak veya başka biçimlerde ifade edebilen, basit komutları izleyebilen, yürüme ve koşma gibi kaba motor fonksiyonları gelişmiş olan çocuklar hangi yaşta olurlarsa olsunlar anaokuluna başlayabilirler. Konuşma, yeme, hırçınlık, saldırganlık, büyüklerden ayrılamama, aşırı hareketlilik gibi sorunları olan çocukların anaokuluna gitmeleri de özellikle önerilmektedir.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
Okul öncesi eğitim 36-72 aylık çocukların bireysel özelliklerine ve gelişim düzeylerine uygun olarak verilen, çocukların zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal gelişimlerini destekleyen, çocuklara zengin bir ortam sunan ve ilköğretime hazırlayan bir eğitim sürecidir. Bu yıllarda çocuğa sağlanacak nitelikli bir okul öncesi eğitim onun tüm yaşamını olumlu etkileyecektir.
Okul öncesi eğitimin kültürel faydaları d vardır ve çocuğunuz ilkokula başlamadan önce anaokulunda öğrendiği bilgi ve becerileri sayesinde ilkokula daha çabuk uyum sağlayacak ve daha başarılı olacaktır.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM LÜKS MÜ İHTİYAÇ MI?
Anaokulu, çocuğun var olan yeteneklerinin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Çocuk bu ortamda yaşıtlarıyla iletişime girmeyi, paylaşmayı, arkadaşlarının hakkına saygı göstermeyi, kurallara uymayı, sırasını beklemeyi, kedini ifade etmeyi, çevreye karşı duyarlı olmayı ve farklılıklara saygı göstermeyi anaokulu programı sayesinde öğrenir. Bütün bu nedenlerle günümüz koşullarında okul öncesi eğitim çocuklarımız için lüks değil bir ihtiyaç haline gelmiştir.